Friday, August 31, 2007

I have been waiting for you...

This is my confession of things I kept inside
Secrets I've tried to hide from you, you never suspect it.
They've been carefully contained, I respectfully restrained the truth...
But now I can't hide it anymore, I can't deny it anymore.
I'm in love with you and I don't care who knows and it shows...
That I have wanted you for so long, and now all of my strength is gone
I can't keep these feelings locked up in my soul...
So this is my confession, my heart without disguise
Undressed and open wide to you I've abandoned the protection
That has quietly concealed all that I now reveal to you
For now I can't hide it anymore, I can't deny it anymore
I'm in love with you and I don't care who knows and it shows...
For I have wanted you for so long, and now all of my strength is gone
I can't keep these feelings locked up in my soul...
Whatever your reaction I will fearless without a reservation tell honestly
That I have wanted you for so long, and now all of my strength is gone
I can't keep these feelings locked up in my soul...
So this my confession...................


Thursday, August 30, 2007

beklenen gün gelecekse çekilenler kutsaldır...


Çekilenler kutsaldır.. Ya beklenen gün gelmezse. Garantisiz dünya. Bekleye bekleye ölüp gitmek var ucunda.. Kutsal bir eylem içerisinde olmanın verdiği huzurla ölmek...

Neler yaptım geçmişte diye düşünerek ve özleyerek elinde tutamadıklarını. Olmayacak türlü türlü dualar ederek gözlerinin hakimiyetinde...

Ellerinden akıp giden yaşları izlemek var bugün. Aslında hiç akmamış, ürkek yaşlar. Biri gelip de görecek diye tedirgin bekleşen.. Hepsi kutsal bir olayın parçası. Hep beraber bekliyoruz o günü. Haketmediğimizi düşünsek de tüm bu olanları, yaşıyoruz. Tek hükmümüz bu işte. Bu hükmün içinde barınanlar ayrı bir başlık teşkil etmiyor.Ne yaşarsan yaşa tek hüküm bu gibi. Hiçbirini haketmiyoruz. Her insan hakettiğini yaşayamıyor yani..

Sevmek gibi birşey... Ve aslında sevmek gibi birşey bu. Aşık olmak düşünmeden, olduktan sonra düşünmek ve öldükten sonra vazgeçmek. Kardeşin gibi sevmek bir de. Sonra rahatça arkanı dönmek ve sana destek bir sırt, düşmeyesin diye. Sonra vurularak ölmek göremediğin anda. Yine de haklı o diyebilmek umarsızca ve kendinden kopuk.

İşte sevmek gibi birşey aslında. Eline telefonu her aldığında yüzünü görmek gibi. Sonra mesajları karıştırmak hızlıca, sildiğin mesajları.. Başka bir yerlerde, başka zamanlarda başka insanlar düşünmek. Kıskanmak çıldırasıya ve sonra özlemek gibi...

Özlemek gibi birşey.. Bu anlamsız bir farkındalık. Haketmiyorken hiçbirşeyi. Ne versin hayat.. Geri dönüşü olmayan onca yoldan sonra, hayatların içine saplanmış onca insandan, yüreklerimizi delmiş onca sözden, onca yorumdan sonra...

Dönememek gibi birşey. Herşeyi tahmin edebilirmişim de sensizliğin bu olduğunu bilemezmişim. Onlarla olmanın bu kadar zor olabileceğini bilemediğim insanlar var hayatımda. Çıkarıp da atamadığım insanlar, herşeyim dediklerim var... Zorlayan sınavın en ağır parçaları. İçinden gelen herşeye inat gülmeye çalışıyor gözlerim. Tutuyor onları. Bazen başarısız oluyor ama asla sebebini açık etmiyor.. Söylemeye çekindikleri bir yumru işte tam orada. Her daim yanlış anlaşılmalar...

Ama bir tek sen.. Öyle bir yermiş ki boşluğun, o bile ağırlık yapıyor. Sildiğim herşeyin... Ve aradığım sen.. Anlam çıkarmak geliyor içinden her olayda biliyorum. Hep haklıydın. Ama gördün, sen de yaşamadın hakettiğini.

Sevmek gibi birşey ya bu hani. Bu da kutsal, bunu da çekmek ve gelmeyecekse de beklenen gün, ölmek huzurla.
Sevmek gibi birşey değil de aslında, sanırım sadece seni sevmek gibi birşey...

Wednesday, August 29, 2007

herşeye rağmen....

Hani inadına yaşayacaktık.

Oldu mu bu asık surat..

Neşeli şarkılardaki hüznü farketmeye çabalamak da neyin nesi..

Bırak akışına.

Anlatacak hikayelerin bitmedi henüz...;)









Anlatacak hikayelerim bitmedi henüz

Anlaşacak dostlarım tükenmedi

Yorgunluk kırgınlık hepsi gelir geçer

Herşeye rağmen yaşamak güzel...

Thursday, August 16, 2007

gümüşten zincirler

yazdıklarını okuduktan sonra yalnızca bir yorum katmak istedim...
*
*
*
*
*
*
*
*
o gümüşten zincirlerdir ki mekanın en karanlığında görünüverirler
en güzel halleridir o an.. gözlerini ayıramazsın...
herkayıp giden için üzülürsün ve bir dilek de onlar için tutarsın
kiminden birşeyleri söküp giderler sende olduğu gibi
kimine de bir yaldız sunarlar gecenin karanlığında
bakarken bir siluet belirir hayalinin önünde
kendilerinden vazgeçmek zorunda bırakmadan,
bir başka hediye yollarlar yukarılardan
benzetirsin
benzettiğine inanamazsın
bir kez daha "al" derler
ısrar etmeye fırsat bırakmadan kabul edersin
teslim olursun cömertliklerine
daha da anlamlanırlar..
sabah hiç olmasa diye düşünmeye başlamışken
tek tek giderler bir gecelik hediyelerini yanlarına alıp..
ama bir tanesi bekçilik yapar
seni güne teslim eder ve bir göz kırpar son kez
yalvaran bakışların gülümser
randevu alınmıştır artık...
*
*
yarın gece aynı saatte
yine aynı yerde....

Friday, August 10, 2007

tövbe yarabbim..

Kandil günü de hiç insafları yokmuş yani.. Hem Fenerlilerin ve hem de ist bb lilerin... BB Fenere acımadı, Fener bize. Tipik bir başlangıç oldu... Start tan önce öyle bir havalara sokuluyoruz ki, birilerinin müdehalesi gerekiyor.. E bizde bu havayla takımımız için bir dua ihtiyacı da hasıl olmazdı.. Sonra ne yapardık, ligin bilmem kaçıncı haftası gelip de Kasımpaşa bizi hafızamızın derinliklerine götürüp, Pendik gibi Göztepe gibi facialarla geri getirseydi... Mazallah.. Allah korudu.
Şimdi lütfen dua edelim. Halihazırdaki dualarımızda da takımımızı es geçmeyelim. Aldık gidiyoruz heytt beaa modunda olmuyor işte görüyoruz.. Bu ilahi bir işaret.. Hadi bakalım...

Wednesday, August 08, 2007

nsdvjkrnhsej

ÇOK GARİP ŞEYLER OLUYOR...
HERKES SİLKİNİP KENDİNE GELMEYE Mİ BAŞLADI ACABA..
:s

dön bak dünyaya...

Bu bir sitem yazısıdır... Karşı cinse de değildir... Okuyan "herkes"in üstüne alınmasına gerek yok... Seçin hadi aşağıda...

Bazen neden bahsettiğini anlamıyorum. Bazen de neden bahsetmediğini hiçbirşeyden.. Kimi zaman susuşun kimi zaman konuşmaların anlam telaşında oluyor kafamda. Sadece çabalıyorlar.. Değer veriyorlar çünkü. Boşuboşuna mı yani diye düşünüyorlar.. Ne yapmaya çalıştığını da anlamıyorum, neden tavır aldığını da. Anlmadan dinlemeden, yargısızca infaz etmek ne kadar doğru ne kadar yanlış bunun ayrımını sana yapabilecek konumda değilim.. Vicdan diyorum sadece, dinle bakalım ne diyor... Kolayca silivermek cesaretini o mu vermiş sana bir sor bakalım..

Thursday, August 02, 2007

unbreak my heart....




Büyüdükçe korkuları azalanlardan olmayı


beceremedik bir türlü.. Çocukken karanlık


gecelerimizin dostu sobe duvarları artık


üstümüze yürüyor... Oynamak zor, oynamak


çocukça ve oynamak bize göre değil artık..


Oyunlar korkutuyor...

Wednesday, August 01, 2007

Bir küçüüüücük tavşancık vaarmışş... :D Dışarda fırtına çıktı ya ondan esiyor herhalde şarkılar da.. Tavşancık da gözlerin kırmızılığından ileri geliyor tabi. Bu durumda tavşanın tüyleri de beyaazzzz.. Heh şimdi bunları kime uyarlasak diye düşünmeye gerek yok.. Zira odamda kançanağı gözleriyle bilgisayarımda birşeyler yazmakta ve hatta yatağıma uzanmakta olan biri var... Kendisini yakınen tanıyoruz ve bir an önce düzelmesi için uyumasını salık veriyoruz.. Kendisi biraz inatçı bir kişi olduğundan beni dinlediği pek söylenemez.. Hani yani buralara da yazmışken bir de siz söyleyiverseniz diyorum çeşitli şekillerde...