Thursday, April 26, 2007

hep aynı değil mi işte...


Her durakta ölümsüz bir aşk edineceğim
Bir bakıştan bir duruştan
Çağrışımın sonsuz hazından
Unutulmaz bir sevgili daha bırakacağım ardımda
Belki de yaşanabilecek en uzun serüveni terk edeceğim
Daha otobüsün ilk basamağında
Kim bilebilir ki?
Sonrayı, sonrasını kim bilebilir?
Gizli gizli veda edeceğim ona, görmeyecek
Ve bu duyguyla burkulmuş yüreğim
Otobüs camına bağrında kanlı bir ok ile
Bir aşk levhası çizecek, ah min-el!
Bu da ötekiler gibi kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden
Yaşayıp gidecek...


Murathan Mungan


Monday, April 23, 2007

yeni gün...

-O..-



Bu sefer değil, gerçekten bu sefer hiçbirşeyi ben yapmadım. Hepsi onların suçu; ortada bir suç varsa.. Suçun olduğunu düşündüğün anda suçlu arayışı hızlanır. Suç saydım, suçladım ve buldum. İtirafçılarım bile vardı. Üzülmek ve sevinmek arasında bocalamakla meşgulüm bu aralar.. Ben yapmadım ki aslında, bu iyi birşey.. Hepsi onların başının altından çıktı.. Bu yüzden kolay vazgeçebilirim sanırım. Herşeyi bırakıp, onların bu oyuna beni dahil etmelerinden öncesine geri dönüş yapabilirim.. Hiçbirşey olmamış gibi davranabilirim.. Acı verir tabii, varsın versin ne olur ki.. Daha öncekilerden çok verecek değil ya.. Hem ben bu sefer masumum..


Konuşurken bile ne kadar yanıldıklarını anlıyorum.. Bir sözle onlara yeniden hak verebiliyorum, ve yine tek bir sözle kendimden bile şüpheye düşüyorum. Acabalarla ahbaplığım ilerlerken farkediyorum ki sözlerin sahibi dostum olmuş.. Neler söylemiş neler.. Ortalığı bulamaç haline getiren sözlerinden eser yok mu, olmaz mı.... Hala aynı hiç değişmiyor ki.. Bir öyle derken bir de böyle diyebiliyor insan.. Ne yaptığını kendi bilmediği gibi insanlara neler yaptırdığının da farkında değil.


Gerçekten hiçbirşey yapmadım ben bu sefer... O kadar çok kişi o kadar çok şey söyledi ve bunlar o kadar birbirinin aynıydı ki, inanmamak içten değildi. İnandım, buna katkı sağlamadı dersem yalan olur.. Sonunda bir baktım kıvamlar tutmuş.. Uğraşsan bu kadar olmazdı..


Ama artık biliyorum ne olduğumu, ne olduğunu. Herşeyi kafama iyice kazıyıp, yerleştirmeyi öyle yaptım sanırım. Eminim, kim ne derse desin. Kendimden pek olamasam da henüz, mevzu bahisten eminim.. Hiçbir söz, hiçbir davranış, hiçbir hal, hareket yani hiçbirşey beni bundan döndüremez.. Evet bu kez ben yapmadım ama yine de vazgeçmek bana düştü...


Ne yapalım notalara vuralım yine gece gece.. Gün ışımış, sabah olmuş, okul varmış, kime ne.. Uykusuz gecelerimden kimse sorumlu değil.. Ben bu sabah "uyandım"........



"ne ilk ne son bu sabah

ne çok öğrendi bu gönül

ne çok söndü ne çok yandı

her defasında kanatlandı

bu son sandı ama aldandı

boyun eğmedi bu gönül

ne alıştı ne uslandı

bu gönül uyandı

bu sabah yeniden başladı..."

Friday, April 20, 2007

bilmiyorum ki ne...



Ve yine yalnızım


Kulağımda güzel ezgiler


Elimde bir kağıt kalem


Yazıyorum birşeyler

Ne bilmiyorum...



***



İsyana bıraktım düşlerimi


Ne onlar benim ne ben...


Kalbimde bir acı var


Nefesim tıkanıyor


Yetmiyor aldığım nefes


Bomboş evde birşeyler arıyorum


Ne bilmiyorum...



***



Birden aklıma geliyorsun


Hayır! diyecek oluyorum, bu sefer değil...


Bu sefer değil...


Ama her seferinde olduğu gibi


Yine gözlerine dayanamıyorum


Onlarda beni çeken birşey var


Ne bilmiyorum...



***



Dostlarım beni benden iyi tanır oldu


Kendimi anlamıyorum


Ne istiyorum peki ben?


Ne?!


İstediğim şey beni bitiren değil mi?!!


İçimi parçalayan...


Beni vazgeçirecek bir cümle lazım gibi


Ne bilmiyorum...



***



Sigaram bitiyor yine


Hep bitmek zorunda mı


Bir daha yakacağımı bile bile


O da benimle çelişiyor?


Sinirleniyor bir koca nefes daha çekiyorum


Hangimiz hangimizi bitiriyor??!


Karar vermek güç..


Söndürecek bir sebep arıyorum


Ne bilmiyorum...



***



Herşeyin sonu var nasılsa


Bitecektir herşey elbet


Bir de başlasaydı keşke diyorum


Keşke...


O lanet kelime.


Beni hayata döndürecek olan tek şey


Keşkelerimden birinin gerçek olması sadece


Keşke böyle olmasaydı..


Kalbim sana ait olmasaydı..


O nerede?..


Ne yapıyor?..


Kiminle?..


Beni seviyor mu biraz olsun?..


Cevap bulamıyorum..


Korkuyorum..


Neden, bilmiyorum!!!








Burak Kuşcu




*****


İnsanlara nereden baktığın önemlidir çoğu zaman..
Onları nereye koyduğun, onların seni nereye koyduğu..
Kalbinde biçtiğin rol ve kalplerde sana biçilen..
O yanından geçerken hissettiğin duygu..
Sevinç, özlem, hüzün, sevgi, kırgınlık, nefret, aşk...
Saçların savruluşu rüzgarda anlamlıdır kimi zaman,
kimi zaman göz kırpışı...
Tek bakışıyla anlattıklarını tek sen anlarsın bazen de
yanlış olmasından korkarak.
Sana aitse dünyaları da beraberinde getirmiştir,
değilse seninkini alıp götürmüş olur.
Sen, kendinle başbaşa kaldığında soğursun kendinden,
gittikçe yabancılaşırsın ve gittikçe tahammül edemezsin kendine..
Ama hep sensindir, ne yapsan atamazsın ve hep seninlesindir..
Çareyi aradıkların uyutur seni sadece, uyuşursun ve o kadar.
Sabah yeni güne yine onunla merhaba dersin
ve o sana günaydın derse sıcacık,
dünyaları da beraberinde getirir,
değilse yeni gün doğar ve senin dünyan bir kez daha yıkılır...
Senlik seni sararken kollar boşluğu kucaklamaktadır..
O yoktur...
Sen sarıldığın bu şey

NE, BİLEMEZSİN...




(Burak benim kardeşim.. Oturmuş ve tam da burada anlattığı şeyleri yaşarken dökülmüş bu satırlar.. Uzakta olunca elden teslim alamadım ama konuşup dertleşirken yolladı. Ben de izni dahilinde paylaşmak istedim nacizane bir ekle beraber... )

Wednesday, April 18, 2007

duvara astığım...

-O-



Çok tahammül gücüm yok bu aralar bazı şeylere..

Öyle ki tekrar evime döndüm, üstelik de güzelce bir tatilin ardından ama yine de olmadı mı olmuyor..

Olaylar da yemeğe katkıda bulununca tuz ve biber olarak,

insanın canı sıkılıyor...

Sorun şu ki; şu anda sadece bunları yazabiliyorum,

tabi bir de Özdemir Asaf :)...

Sonra görüşürüz...




ÖLÜNCEYE KADAR SENİ BEKLEYECEKMİŞ,

SERSEM.

BEN SENİ BEKLERKEN ÖLMEM Kİ.

BEKLERSEM...


Wednesday, April 04, 2007

günün biri..;)

GÜNÜN BİRİNDE ....

GÜNÜN BİRİNDE....

GÜNÜN BİRİNDE ....

GÜNÜN BİRİNDE....




İçimden söyledikçe bu cümleyi,

içime bir nakış daha atmışım

ve ne kadar çok birikmişler içimde...

Dolup da taşmışım...

Bunların birgün sökülüp de

hayallerin gerçek olacağı

aklımın ucuna gelmeyen bir ihtimal halini almaya bile başlamıştı..

O söküğün içinde kaybolacakmışım gibi...


Amaa....

O günün biri gelmiş meğer..

Ve ben uzun tren yolculuğunun ardından gözlerimi

bunun gibi bir rüyaya açacağımı düşünmemiştim...

Bilen bilir bu konunun tutku bağlamında bendeki uç noktalarını..

Söze ne hacet...





ALLAH IMA ŞÜKÜR..;)