Tuesday, December 25, 2007

tek bir adım koşmalı...

Hayatta artık durup beklememek gerektiğine inanmalı bazen. Öyle bir an gelmeli ve haydi demeli, gidiyoruz. Beklemekten sıkılmışlığın da verdiği uyuşuklukla elini uzatmalı, ayağa kalkmalı, düşmeli yollara. Dağlar aşmalı yüksek yüksek ve ovalar, insanlar, tarlalar geçmeli.. Yağmur yağmalı gökten birden, sonra güneş ve ardından gökkuşağı. Tanıdık yüzler olmalı her durakta. Bir kasabadan diğerine, köy kahvelerinde sabahlamalı.
Mekanın birinde, zamanın birinde rastlamalı sana. Önceden tanıyormuş gibi değil, yeniden karşılamalı. Halden çok fazla anlatmamalı bu kez, belki de bu denli çok konuşmamalı. Ne sen beni bil, ne de ben seni... Sessizce olmalı bu kez herşey, konuşmadan, anlatmadan. Sırtını döndüğünde bana, zarar gelmeyeceğini bilmelisin ve ben rahatça yaslayabilmeyim başımı omzuna.. Halimiz de hatrımız da gözlerimizden akmalı. Bakmalı sana doyasıya, kalbim tek tek atmalı...
Dağlar, tepeler, bereketli topraklar, gökkuşakları... Hepsinden harman... Sunulmayı bekleyen o yer karşımda. Hepsi geçildi.. El uzatalı, ayağa kalkalı, düşeli yollara günler geçti.
Mekanın o boyutuna ulaştım bugün. Bak gözlerime, ne diyor dilimden dökülmeyen cümleler... Yollar boyu aşk büyüttüm bu durakta teslim etmek üzere. Tanışsak, size sen diyebilir miyim ?

Saturday, December 22, 2007

yeniden...

ardından bakmakmış bütün mesele
bunu becerebilirsek hasrete de dayanabilirmişiz meğer
arkamı dönüp gözlerimi de sımsıkı yumduğumda hapsolmuştum
yokluğunun sancısına
*
*
*
çok şey vardı söylenecek bugüne dair
dönüşünle karşıladığım şey bir yansımaymış kendime dair
sen ne isen oymuşum ben de
cümleler kuramadım sıralanmış ardıardına
düşünülmüş onca şey
hepsi yalanmış
öznesi biz olmalıymış
onlar yokluğunda kalmış
*
*
*
saçlarının kokusu
ellerinin sıcağı
kalbimin yarısıyla
hoşgeldin gökyüzüm!

Saturday, December 08, 2007

adı yok bunun...





Kapıya dümen kırdığı ilk anda kulaklarıma çöktü ınısı. Daha önce tanık olmadığım bir kıvrım vardı dudaklarında. Bir şeyler mırıldanıyordu ayrılık tadında. Yüz burkucu, dil yakıcı, el çektiren bir mayhoşluk.


İlk adımını atışın, ilk kez bisiklete binişin, ilk "seviyorum" deyişin gibi ürkek... Bir o kadar da yabancı hem sana, hem bana. Sırtını dönüşün gibi yabancı. Hiç olmadığı kadar sensiz, bensiz, bizsiz. Halbuki hiç "siz" koymamıştık tatlı niyetine en sona. "Siz" hep "biz" den uzaktı. Sensiz olmayacaktı mesela benim hikayemin sonu ya da bizsiz olmayacaktı yaşanan hiçbir ayrıntı. Her güzelliği biz yaşatacaktık. Güller solmayacaktı kök salmışken vazolarda senin elinden gelecek bir damlaya hasret ya da saçlarım durulmayacaktı esintisinden uzak nefesinin...


Ve sen olacaktın hep kalbimi çalan. Kapının sesine uyanacaktım ve her defasında seni görecektim karşımda. Hep gelen olacaktın.. Gitmelerin bile yeniden kavuşabilmemiz için... Sırtını dönüşün yıkılmaz olanı hissettirebilmek için...


Nereden takıldı dilime bu melodi. Gidişin, fesat bir ayrılık şarkısnı dilime dolamak için olamaz. Bahrın gelişini yeni kutluyoruz. Çiçekler henüz verdi ilk tomurcuklarını, daha söylenecek çok şarkı var. Henüz perdeler açılıyor en güzel sahnelerimizde, ilk repliklerdeyiz..


Oyun bitmez, perde kapanmaz yönetmen istemedikçe....

Wednesday, December 05, 2007

yazamadım yine.:(

Yazmak, silmek ve sonunda onca geçen vakte karşın hiçbirşey anlatamamış olmak. Ne garipmiş... Sana seni anlatmayacaktım, biliyorsun. Sana bendeki seni anlatacaktım. İstemdışı yazılan masalları, bir varsın bir yoksun diye başlayan. Artık taşmakta olan birşeyleri bir cesaret söyleyivermek mi bu bilmiyorum. Belki senden korkuyorum, belki kendimden, belki biz olmaktan ya da belki olamamaktan.. Yazıyorum ve siliyorum. Bunlardan da vazgeçmeyeyim diye, şimdi.............................

Sunday, December 02, 2007

meğer...

Bugün can verdim bir şarkıya senin canından.
Hayalinle boyayıp, renklendirdim.
Senin gözlerinle baktım, senin dünyanda yattım kalktım.
Çok özledim.
Tek gün kafi beynimdeki uğultuyla buluşmaya.
Sancılarıma sebep değil hiçbirşey, yalnızca yokluğun...
Ne zaman itiraf ederim bilmiyorum diyordum.
Kendimle konuşmazsam kaçarım diyordum, yalnız kalmıyordum.
Kalabalık caddelerde yürüyor, canlı sokaklara dalıyor, dost muhabbetlerinde arıyordum çaresini.
Kaçılmıyormuş meğer.
Sen yanımdasın diyeymiş kayıtsızlığım.
Gidince ne yapacağımı bilemez hallere düşecekmişim.
Gözlerim kapıda beklerken inandıramamıştım halbuki özlemine.
Şimdi gerçekmiş diyorum.
Usulcacık kıvrılıvermişsin meğer ayakucumdan..
Kalbimin dehlizlerinde kaybolmuşsun.
Çıkmak ister misin diye sormaya korkuyorum, seni ben çağırdım.
Kal istiyorum sonsuza kadar benimle. Sebep olma sancılarıma.
Öyle zaman oluyorki kır geç diyorum tüm zincirlerimi..
Öyle zaman oluyor ve öyle çok özlüyorum ki...
Söyleyemiyorum diyemem, bu benim tercihim sanırım.
İçimden çıkarmaya kıyamıyorum..
Seni sevmeyi tercih ediyorum.
Ne sen bil bunu, ne de ben...