öylesinee.:)

Yarın sınav var burada oturmuş deli deli ne yaptığımı sorgulamayın lütfen... Çalışmak için bir masamız yok mu? Evet var.. Ama birçok işimi şu küçücük yatağın tepesine dikilip de yapmaya galiba alışmışım.. Hal böyle olunca da o yatağın üzerine oturduğum vakit çalışma şevkimin pofff diye yok olduğunu hissediyorum.. Bağlantıyı kuramadınız mı?? His işte deyin geçin.. Sınav konusunda yapabileceğim birşey olduğunu sanmamakla beraber, yarısını yapınca yeteceğini bilmenin verdiği de bir iç rahatlığını, ağırlığıyla birlikte taşımaktayım..
İstanbul la tekrar dan kucaklaşmaya 38 kala içimde hala bir özlem belirtisi bekliyorum.. Ama sahicisinden.. Arada görünüp kaybolan o halusinasyon cinsinden olan şeylerden bahsetmiyorum.. Zaten bu aralar üzerimde acayip bir elektrik var, dokunduğum yerden çarpılıyorum.. çayır çimen geze geze durumuna geçmem gerek bir an önce.. Yani demem o ki; bu halusinasyonları da garip karşılamayın.. Sanırım HEROES" daki özellerden biri de benim..:D.. Elektrik falan garip bu aralar... Yoksa metroyu da mı ben bozdum Allah ımmmm..:)
Tuba ya diyorum ki benim ne işim var buralarda, sınavım var, işim var gücüm var, takılıyorum işte başlayınca bir defa amaaa yok... İlla ki benim resmim niye yok.. Tutturdu işte..
Gurbet edebiyatı diye de birşey vardır değil mi.. Şahsen kendisini hiç sevmemekle birlikte azıcık bu aralar yapma ihtiyaçlarındayım yoksa sanırım kimseyi özleyeceğim yok.. Birşey değil havaalanından almaya da gelmeyecekler sonunda, kalacağım oralarda o olacak yani... Şu beni köymün yağmurlarında yıkasınlar var ya, bir dokundu geçenlerde dinlerken anlatamam.. Ulan dedim ne ben ayrıldığımda yaz henüz gelmişti İstanbul a, ne bilmem kaç yıl geçti evimden ayrı, ne gözümde bir çocuk var ne de saçımda kar... Hatta ve hatta acı falan çektiğimiz de yok Allah a şükür gayet tatil gibi birşey yapıyoruz ama işte demek ki hisler bir olunca ve asıl hissetmesi gereken şeye ulaşınca insan.... Ahhh bee..:( İşte alın burdan yakın bakalım bir de..
"Yaz henüz gelmişti ben ayrıldığımda
Kaç vakit oldu, kaç ay kaç yıl kaç asır evimden ayrı
A benim ruhumun teri memleketim
Dünyayı verseler değişmem çayırındaki bir çiğ tanesine
Meğer gurbet dediğin mahpuslukmuş güneşli avlularda
Yaşanırmış öylesine
Dönüşümde ne bulurum bilemem
Bildiğim;
Döneceğim ey verilmiş sözüm, edilmiş yeminim
Elbet birgün döneceğim
Yıl kaç olur hangi mevsim bilemem
Elimde takvim yapraklarından güller
Gözümde bir çocuk, saçlarımda kar
Bunca acıyı boşa çekmez hiçkimse
Ve bunca ölümden kolay dönülmez
Bu kadar sevmeyince..."
Bir de Erhan abi m okusun da o zaman anlayın beni işte, en azından ucundan köşesinden birşeyler yakalayın.... Tabi unutmadan birşey daha vardı kaynağından (Türk-Yunan Şiiri) bağımsız ağzımıza takılmış, dillerde pelesenk.. Sadece tek satır, tek bir söz... Tubiş; anladın sen anladınn ;)----> "O boğazdan bahseder, sen rakıyı hatırlarsın..
KARDEŞ OLDUĞUNU SILA DERDİNE DÜŞÜNCE ANLARSIN..."
