Wednesday, January 30, 2008

neyse...

Ey benim nazlı cananım
Severim severim kimse bilmez
Bir ateş düştü ki başa
Tüterim tüterim kimse bilmez
*
Bak şu kalbimin işine
Saldı sevdayı başıma
Gece gündüz aşk ateşiyle
Yanarım yanarım kimse bilmez
*
*
Ben aşığım
Ben aşığım değmeyin dostlar
Bugün benim için uçsun kuşlar
Ne olur benim için essin rüzgar
Otobüslere bugün bilet atmayın
Bugün de parasız götürsün dolmuşlar
Bugün, bugün pazar şiirini benim için yazmış olmalı Nazım
Mutlaka benim için yazmış olmalı
Çiçekler benim için açsın
Yağmur benim için yağsın
Ben aşığım değmeyin dostlar
*
*
Varın söyleyin haine
Girmesin benim kanıma
Bir ateş düştü ki başa
Tüterim kimseler bilmez
*
Bak şu kalbimin işine
Saldı sevdayı başıma
Gece gündüz aşk ateşiyle
Yanarım yanarım kimse bilmez
*
*
Ben aşığım
Ben aşığım değmeyin dostlar
Bugün de benim için akmasın trafik
Benim için ağlamasın hiçbir çocuk
Günü geldi ama ödemeyeceğim kiramı
Bugün ne olduysa oldu seni sevdiğimi anladım
İstanbul bile güzel göründü
Bizim göründü
Bir türkü tutturdum gevheriden
Onu bile güldürdüm kendi haliyle
*
*
Bak şu kalbimin işine
Saldı sevdayı başıma
Gece gündüz aşk ateşiyle
Yanarım yanarım kimse bilmez...



Wednesday, January 23, 2008

olmaz olmaz deme hiiiççç....

İçimden geçeni sana anlatabilsem
Kalbimin sesini bir dinletebilsem
Dizine yaslansam bir çocuk gibi
Sanki ayrılmış da kavuşmuş gibi
*
*
İşte günün şanslı şarkısı.
Madem melankolik takılamıyoruz, yazı yazmaya engel olmasın. Kanalları gezerken saçmalayan insanlar görmek de iyi oluyormuş verimsiz zamanlarda. Zira en absürd sözlerin içinde saklambaç oynayan bir sen çıkabiliyor. Kısmetse bu gece bu güzelim melodinin nasıl altından girilip üstünden çıkıldığını hatırlayıp yuh diyerek birşeyler karalayacağız.. Nil Abla küsmesin maksat, aslında "aslı"nda böyle değil bu şarkı. o da düzeltti gerçi bu akşam o öyle olmaz diye ya neyse..
*
*
Bi soru sorulsa cevabım sensin
Günahım olsa da sevabım sensin
*
*
Bu bölümünden pek birşey anlamadım açıkçası ama bütünlük bozulmamalı her ne olursa olsun.. Bir de tabii ki hitabında emin olamadığım, kendimi bulamadığım birşeyler dahaaa;
*
*
Olmaz olmaz deme hiç
Olmaz olmaz sevgilim
Zaman neler gösterir
Belli olmaz sevgilim...
*
*
İşte bu kadaarrr...:) Zaman neler gösterir belli olmaz tabi. Kim ölür kim kalır, kim gider kim bakar, kim sever kim sayar, kim takar kim sallar.... Bir de şey diyelim tam olsun o halde; hımmm "akışına bırak damarında akan kan gibi..." :P

Tuesday, January 22, 2008

being apart....

Bir yoğunluk var sözlerinde
Anlamlı cümleler peşindesin
Bana bazen sitemli, bazen kendi halindesin...
Yolumdan çark ettiğimden beri
Tüm rotaları sen çizer gibisin
Her köşe başı tutulmuş hayalinle, doğru anlar içindesin.
Gözlerimden ırak olsan da yüreğime yakın yerdesin
Ellerimin uzağında, kalbimin tam içindesin.
Ortak mekanlardayken hazır, dudakların bir gel desin
Hazırlıklı kalbim bu kez, ben ne isem sen öylesin..
Seni unutmak zorunda olmamak mesele
Hatırlamak değil kesin
Sevmek acı, kabulümüz
Bari hatıra denmesin....

Monday, January 21, 2008

sennn ah sen...

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.


Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
"Seni seviyorum" sözcüğü dilimin ucunu ısırırken, her buluşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek...


Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek, birlikte ağlamak, gülmek... Ve yanımdayken seni çılgınca özlemek.


Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Kalabalık ortamlarda seni diğer dostalarınla paylaşmak...
Telefonda konuştuğun, yolda hatrını sorduğun insanları çocukça kıskanmak...
Yaşadığın eski aşkları dinlemek.


Seninle birlikte olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle yollarda yürümek yanyana... Elimdeki şemsiyeye inat, yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kırçiçeği seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek. Koza'da çay simit... Moza'da menemen ve bira çerez... Belki de vişne votka.


Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara, aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında, dinlediğim şarkıların, türkülerin, şiirlerin her mısrasında seni bulmak...


Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla, hayatta ilk kez tatığım o tarifsiz duygularımı, umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek... Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalınayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.


Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki!
Olsaydın avuçlarım terlemezdi...
Isırmazdım dilimin ucunu...
Özlemezdim sen yanımdayken...
Kıskanmazdım...
Korkmazdım yollarda yürürken...
Islanmazdım yağmurlarda...
Yıldızlara, aya dert yanmaz, böyle her şarkıda sarhoş olmazdım. Korkmazdım seni kaybetmekten, ayaklarm kan revan, atlardım sandaldan denize...
Ve her kulaçta haykırırdım seni sevdiğimi.


Sen hiç benimle olmadın ki...
Ya aklın başka yerdeydi, ya yüreğin..!


Friday, January 18, 2008

ışığım....deniz fenerim...

Beden yıpratacak kadar yakın olmadık ya da aslında o noktaya hiç gelmemeli belki ama bazen hüzün sardığındaki sessizlikte, bazen de sakinliğinde en zorlayan anların, biryerlerde vardı işte... Hayranlık mıdır, söyleyen sesin iç titretişi midir onu da bilmiyorum aslında. Bir şeyler güzel bu şarkıda sanki...
Hımmm bir de; Işığımm! Galiba ben de aşığım ;)

Hayranım sana
Sabrına
Sakince karşımda durup
Meydan okuyan o tavrına
Varlığına
Korkmuyorum
Ruhumdaki fırtınada boğulmaktan
Karanlıkta yollarımı kaybetmekten
Biliyorum kurtarırsın beni sen
Işığım sana aşığım...



Wednesday, January 16, 2008

just to put a lid on ... whatever it is

Kafiyelerin ya da serbest ritimlerin ardına saklandığında herşey daha bir kolay yazılıyor sanırım. Gerektiği kadar kapalı, gerektiği kadar açık... Anladığın kadar içindesin, anlayamadığın yerde sen de yoksun.. Bir de melankoli varsa içinde tadından yenmiyor, ki söylediğimiz gibi için ne kadar dolmuşsa patlama da o kadar büyük oluyor ve tüm şiirler acıya yazılıyor. Günlüklerin içini şişirdiğim eziyetleri bloglara da yapıyorum, ne yazık... Onlar biraz daha olaylardan haberdar ama burası neler yaşandığını bile bilmiyor derin bölgelerde, yine ne yazık... İç sıkıcı yazmayınca olayın saçmalama boyutuna geçtiğinin bilincindeyim amaaaaa bugün sıkıntı yok :)
***
Bikaç günlük uyku kampı bitti, tazelendim dün.. Ümit Yaşar abime anlattım azcık, "aşk başlamadan güzel" dedi, "kalplerde heyecan, bakışlarda korku olduğu zaman güzel... birbirimize sezdirmemek için çırpınış, başkaları görmesin diye çabalayış... aşk başlamadan güzel." dedi. Gözlerini gözlerinin mavisine değdirdiği bir sevdiceği varmış onun da, temas kurulduğunda güzelliğini hissettiği bir aşkı yaşamış. Renkler değişse de güzel gerçekten, kısacık anlar uğruna yaşamak güzel... Belki de başlamadan daha güzel.
***
Sonra sustuk birlikte. Bütün yaşanmışlıklarından bahsetti de bana yine de uyduramadık çok da fazla.. Hep bir ama koyduk cümle sonlarına.. Farklıydı gerçekten, mutluluk harmanlansa da az da olsa içine, yazmaya çalıştığım şey değildi tam olarak.. Mutlu olmaca oynuyorsak hakkıyla oynamalıydık, çünkü aşk başlamadan güzeldi.
***
Hayatın sıkıcılığında bir sığınak arıyorsan, maça gideceksin, maç izleyeceksin dedi babam :D Anlayarak, dinleyerek, bilerek ve üsteleyerek değil ama gözleriyle söyledi, sözleriyle çağırdı. Bilerek, anlayarak ne denirdi acaba?? Filmlere ağladığımızda içimden geçenler dilimin ucuna geldiğinde, saklamadan söyleseydim annem neler söylerdi, nasıl yatıştırırdı ki? Deli cesaretinin tavan yaptığı zamanlar vardır. Şu bahsettiğimiz artan "an" lar.. Yanımda oluverseydin deyip ah çektiğimiz ama bir "an" sonra pişman olduklarımız.. Buna neden değindiğim hakkında bir fikrim yok açıkçası ama bugün madem melankolik olmayacağız(???) klavye olabildiğince rahat olmalı parmaklarımla dansında.
***
Dost sohbetlerinde ciddi konulara geçilip, saatler harcanıyorsa eğer, büyük birşeyler vardır işkillenecek.. Bu sefer maxi boy sanki... İşte dün, söylesek keşke, söyleriz inşallah dediğimiz bir şarkımız vardı konuşmalar arasında.. O zaman Ümit Yaşar aşk başlamadan güzel dememişti çünkü, hani başlasa da hiç fena olmaz diyorduk :)... Diyorduk kiii................ Demiyorduk yaa dinliyorduk, işte böyleee;


Saturday, January 12, 2008

anladım herşey sensin...

Vazgeçmek istiyorum çok zaman.. Elineteğin dünyadan nasıl çekildiğini gözlerimle görmek, yüreğimde hissetmek istiyorum. Yapamıyorum... Kocaman kocaman cümleler yok artık içimde. Süslü püslü olan hiçbirşeye ihtiyaç kalmadı. Kısacık bir zamanmış lütfedilen, buraya kadarmış. Tek bir renk var, gece karası... Çok fazla batıyor artık herşey, gözler çok sık doluyor, boşalıyor. Kışlar daha soğuk geliyor. Yollarda eller bağlanmadan yürümek imkansız ama hep yollarda yürümek geliyor içten. Yürümek, yürümek, yürümek, yürümek................................
Başbaşa kalmamak için kendimden bir kaçış var. Anlatmak öyle güzel olurdu ki ama süsten uzak ve açık... Ne kadar açık olabilir ki.. Olamadığı müddetçe daha da kötü. Üstelik olsa ne olacak onu da bilmiyorum. Kötü şeylere dair bir sezgi sadece.. Aslında kötü ne olabilir ki bir taraftan da... Yalnızca iyi birşey olmayacağı inancı galiba.. Neden böyledir bilinmez, anlık gelen deli cesaretleri vardır yalnızca.. O sözkonusu "an" lar artar zamanla.. İkiye çıkar, üçe çıkar, dakikalara bürünür sonra. En sonunda yine elinde kalan sıfırla bakışırsın..
Kışlar daha soğuk geliyor sonra... Yakınından saklarsın hıçkırıklarını, kendine yollarsın. Sonra da kaçarsın kendinden, İÇİNDE PATLAR!!!... Tezatlarına mı ağlarsın, yanlışlarına mı, birazcık geriye sarsam dediklerine mi?..
Dünyanın sonu değil ya diye düşünmekten alıkoyar seni birşeyler, böyle olacakmış dünyamın sonu dersin.. Bir de düşünürsün bu kadar mı büyükmüş diye. Anlamlandıramazsın ya da anlamlandıramamışım dersin. Bu kadar da çok şeymiş işte.
Öfff tamam yeter bu kadar...:(

Tuesday, January 08, 2008

olmalı mı, olmamalı mı....

Elime tutuşturduğun bir mendil miydi yapabileceğinin en iyisi
Ellerimi tutamaz mıydın mesela
Gözlerime bakamaz mıydın benim sana baktığım gibi
Diyemediklerimi işitemez miydin bir kez olsun
Belki de aklından geçirdiğin ama olmaz dediklerini daha fütursuzca söyleseydin örneğin.
Bahsedemediğim onca şey varken hiç değilse dinlediklerinin anlamını görseydin
Bir de benim için baksaydın dünyaya, bir de benim için dünyama
Üstüme başıma bulaştırdığım bir iki damla değilsin sen yalnızca
Ne azsın ellerimden kaymana izin verebilceğim kadar
Ne de çoksun bir de bana yetecek kadar...
Hayatlarımızın kesişmesine inat bir uzaklıkla boğuşuyorum yakınlığın içinde
Ellerim korkuyor uzanmaya, bir de senin geçit vermeyişin ötesine
Sus da dinle biraz diyemiyorum çünkü anlatamıyorum.

Saturday, January 05, 2008

harcanmış bir aşk olacaksın...


Dokunamadığım bir yer var.
Elim uzanmıyor sen varsın diye..
Kısacık şiirler, kocaman kelimeler, büyük anlamlar gizlenmiş dizeler var heryerde.
Beynim uğulduyor baktıkça.
Bugün seni okuyorum herbirinde.
Söylemeden ima ettiklerimi diilendirmekten çekinmeyen cesur yürekler.
Ben de olsaydım söylerdim..
Sana senden bahsederdim biraz, sonra benden, en sonunda biz olma umudunun içimde nasıl kımıldandığından.
Bu umudu kırıcı, bilerek/bilmeden söylediğin herşeyden bahsederdim.
Kıskançlığımdan yakınırdım, paylaşmadığımız, başkalarıyla paylaştığınız her saniyeyi sayarak bir bir...
Bahsettiğin başkalarını hatırlatırdım sonra.
Keşke ben olsaydım dediklerimi yeniden sevdirirdim belki sana.
Belki içinde sönmeye yüz tutmuşlara üflerdim.
Yakardım bir daha.
"Ah" derdin, "seviyordum, seviyorum"...
Korktum...
Korkularımın önüne set çekebilseydim derdim sana, anlatırdım bunları..
Umudumun olmadığına inandığımdan söyleyemedim, bir de olan umudumun kırılma korkusundan.
Cesaretin hiçbir türlüsü yok bende.
Cesur yaşadığım anları hep karşı taraf yarattı.
Söylersen söylerim, anlatırsan anlatırım ben...
Bir tek,
Sevmesen de severim...