Monday, June 18, 2007

ayrıldı yollarımız...

Sığındım sana yeniden..
Dengesiz durumlardan biridir mutlaka yine.
Noktalar koymaya alışmış bünyeyi noktalardan uzaklaştırmanın zorluğu içerisinde her cümlenin sonuna birkaç tane sıkıştırıveriyorum.
Garip de olsa sıkıldım senden hayat.
Herşeyi sana bağlayasım var.
Önüme çıkmak istediğin her anda bir adım geriden takip ediyorum seni.
Hep başarılı atılımlar içerisindesin..
Gittim mi bitiyorsun.
Gittim bitmişsin.
Herşey bitmiş, herkes gitmiş..
Anlamlandırmak telaşında olduğum tüm konular kendi sözlüklerinde bir sayfaya karışmış,
herkes okumuş,
kimse anlatmamış,
ben hala anlam arıyormuşum saf saf.
Noktaları teke indirdim görüyor musun?
Üç beş tane sıralamaya takatim mi kalmamış
yoksa anılar mı depreşmiş bilmiyorum
ama bir şekilde ve her neyse
sıkıldım senden hayat.
Benim olmadığım her yerde varsın,
seçim telaşındaki partiler gibi icraattesin.
Fırsat mı bildin?
Gittim bitmişsin..
Arkamı döndüğüm anda,
ellerimi ellerinden çektiğim anda,
gözünün içine bakarak seni yaşayamadığım anda bitmişsin..
Korkuyor muydun bundan,
başına geleceği bilmek rahatlatıyor muydu sonra?
Ben biliyordum demek...
Yanlış fikirlere kapılmamak gerek.
Kendimi kandıracak değilim.
Sıkıldım senden hayat.
Sen de benden bıkmışsın madem,
kendi kafana göre de takıldığına göre,
birbirimize karşı bir sorumluluğumuz kalmadı demektir.
Hayat!
Barındırdığın kimse de benden kendilerine karşı böyle bir sorumluluk beklemesin bundan gayrı..
Neymiş yani.
Bu kadar basitmiş herşey.
Olup da bitiyormuş bir anda..
Birşey bitiyormuş, diğeri başlıyormuş,
gözünü kapatıyormuşsun gayri ihtiyari
ve çevrendeki herşey perde arası dekorları gibi kaçışıp yeniden şekilleniyormuş.
Bu kadar kolaymış, bu kadar sistemliymiş
ve kimse senin sahibini kaale almıyormuş.
Hayat sıkıldım senden.
Yine arkanda kaldım, bugün yenildim sana bir kez daha.
En güzel dakikalarından bir parça sunarken,
sen de bana olan beslenmiş nefretini kustun en güzel ağızlardan biri aracılığıyla.
Kırıldım demeyeceğim artık sana.
Önemsemiyoruz birbirimizi.
Gerçekten önemsemiyoruz.
Desteğine en ihtiyacım olduğu dönemdi bu, hayat.
Bir daha belki de olmayacak.
Tekti, ilkti, özeldi.
Sen yoktun yanımda.
Bir yandan göz boyamaya çalışırken
öbür yandan hep birşeyler fısıldadın kulağıma.
Sürekli yeni şeyler sana dair.
Bir parçan küstü bana,
bir diğer parçan darıldı,
bir diğeri nefret etti,
başkası sıkıldı,
bir başkası dalga geçti.
Hepsi başkaydı.
Seven parçaların daha çoktu ama bunların yaralarını iyileştirmek gibi bir misyon yüklendiler. Ağır geldi onlara çünkü bunu hiç bilmediler.
Bilmemeliydiler.
Onlar sıkılmamalıydılar senden benim gibi.
Bunca senenin hukuku onlar için yok.
Kimse bunu haketmedi.
Sen hayat!
Hakettiğimi düşündün.
Senin bana yaptığın onlara reva değildi.
Her neyse sıkıldım işte.
Beklemediğim ve kontrol etmek lütfunda dahi bulunmadığın o kıymetlilerin karşılama hazırlamışlar bana gelmeden.
Dön bak bakalım aynaya hayat.
Senden başka kim var acaba.
Tek misin, eşsiz misin, kıymetli misin, benim misin yoksa başkalarının tekeline mi geçtin.
Hayat sıkıldım senden.
Beraber bakalım aynaya.
Sen benimdin, tanırdım eskiden..
Sen yine de dön, ne göreceksin..
Ben bıraktım seni, sense beni çoktan atmıştın üzerinden.
Her zaman, birlikte bağırırdık değil mi seninle?.
Şimdi tek başınasın ve ben de öyle.
Birşeyler olacak biliyorum,
eskileri karıştırmak değil niyetim,
tüm defterlerin üzerinde koca bir çarpı var.
Şimdi O nu bekliyorum, gelmiş ama buyur edememişim.
Gidince herşey bitmiyormuş, gidince başlıyormuş birşeyler aynı zamanda.
Seninle ilk bozuşmamızda farketmiştim bunu.
Şimdi O nu bekliyorum ve hep seninle bağırdığımız o şey var ya hani demin bahsettim,
onu kendi başıma haykırıyorum artık..
Aynaya bakıyorum ve
"belki bir kuş geçer üstümüzden"................................
Sıkıldım senden hayat ama hala seni seviyorum..

Wednesday, June 13, 2007

iste geldim burdayımm...

Hem burada hem de değil gibiyim...
Garip bir hismiş.
Çimdik atılacakmış gibi hissediyorum, uyanacakmışım gibi sanki.
Duyduğum sesler çok tanıdık, hem de yabancı.
Yerini bildiğim herşey, bavullarını toplayıp başka yerlere taşınmış.
Yeni gelenlerle tanışma aşaması var önümde.
Alışmaya çalışıyoruz birbirimize..
Cicim ayları..
Aman amaann :D
Allah gecinden bozsun :p

Monday, June 11, 2007

şarkılar da yaşarmış...



Bu zıp zıp zıpırlık anları uzun süreli olduğunda bende garip bi etki yapıyor..
Etrafımdakileri korkutabilitem var Allah vermeye yani..
Birçok şey sebep olmuş olabilir, tam bilemeyeceğim ama bu aralar da aynı durum söz konusu.
Yani aslında bir süredir diyebiliriz.
Dediğim gibi sebepler özel olsun, bende kalsın ama yine de birçok şey neden olmuş olabilir diyerek açık kapı bırakayım.:)
Sürprizler havasındayım ama ne yaparım nasıl yaparım ne zaman kime yaparım bilmiyorum.. Ayrıca bana da yapılsa mesuuuut olurum..;)
Şarkı söylemek lazımsa avaz avaz hakkını da vermeli deyip de çığlık çığlık olan salak tipleri sevmiyorum..
Adap denen de birşey var..
Salak dediğim için kusura bakmayacaklarından eminim zira o kadar bağırtının arasından bunu dediğimi bile duymaları mümkün değil..
Biz de dinliyoruz, biz de söylüyoruz...
Biri bitiyor biri başlıyor..
Nereye gittiğimi bilmezken ve dolup dolup boşalamayan gözlerim için tozdan başka bir sebep ararken,
içim içime sığmaz ama ben yine de onu orada tutmak için gayret sarfederken,
güçlüyken ve aynı zamanda zayıfken,
babam benimle gurur duyarken ve ben onun gözlerinden kaçarken,
yoldayken,
giderken,
dönüp son kez ardıma bakarken
ve herşeye herkese el sallarken....
"Bu sabah yağmur var istanbul da" demiştim...
Daha sonra kafayı yediğime kendimi iyiden iyiye inandırıp
"Insomnia" diye haykırdım....
Sonra şımardım,
"kız sen istanbulun neresindensin" dedim..
Birşeyleri bitirdim,
yenilerine başladım,
yakında olmayanları kontrol edemedim.
Sonunda,
"bu gönül uyandı, bu sabah yeniden başladı" dedim..
Anılar depreşti,
memleketin kokusu geldi burnuma,
bazen özlemediğime bazen özlediğime yandım,
"beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar" da duygulandım...
Elimin altındaki yerinden raflara doğru yola çıkmış olan sorumluluklarımın geri dönüş yolculuğu yaklaştıkça belim büküldü
"ben nasıl büyük adam olucam" dedim...
Hepsi melodiler eşliğinde..
Bağırmadık kontrolsüzce,
edepten arındırmadık seslerimizi,
herşey ahenkliydi..
Herşey incelikle işlenmiş gibiydi..
İyi anılacaklar da,
kötü anılacaklar da,
hiç anılmayacak olanlar da...
Oyma sandıktan teker teker fırlayıp geliyorlardı sanki..
Yaşandı ve bitti ama asla saygısızca olmadı..
Sürpriz yapasım var işte,
son şarkım dilimde bu kez..
Artık bekle diyorum o güzel aşk a...
"Bekle Bizi İstanbul!!!"

Saturday, June 09, 2007

ben nası büyük adam olucam...



Ne dinliyorum ne dinliyorum diye düşünedursun millet, işte buldum bilee..:) Şarkı göndermek adettendir ya, heh işte, bunu da kendime gönderiyorum ..



Görmezdim önümü görmezdim, okudum yıllarca hep okudum
Okumaktan boynumu büktüm yoruldum
Bilmezdim adımı bilmezdim, aradım her şehirde aradım
Koştum dere tepe aştım dolaştım

Kimin uğruna, ne uğruna

Herkes köşesini kapmış iyi ama ben nasıl büyük adam olucam
Bir tek seni bana çok gördü dünya
İyiler bu savaşı kaybetmiş peki ben nasıl büyük adam olucam
Kötü olmak seni geri getirir mi acaba

Sevmezdim okulu sevmezdim, okudum yıllarca hep okudum
Okumaktan boynumu büktüm yoruldum
Bilmezdim oyunu bilmezdim, denedim her şekilde denedim
Denemekle olmadı zaten yenildim

Kimin uğruna, ne uğruna

Herkes köşesini kapmış iyi ama ben nasıl büyük adam olucam
Bir tek seni bana çok gördü dünya
İyiler bu savaşı kaybetmiş peki ben nasıl büyük adam olucam
Kötü olmak seni geri getirir mi acaba


... demeye az kaldı



Öldük bittik ya, yazık günah bize de...:) Tatlı bir telaşmış ama abartmamak da lazım.. Biz bunu beceremeyenlerdeniz.. Gelince görüşürüz artık ne yapalım...

Friday, June 08, 2007

.. yok birşey yok, sallama, devamm ;)


.... Amaaaa çok utandım ya...


İçim içime de sığmıyor ama utanç durumuyla alakasız birşey'cik'....


Şimdi benim bu durumum dışarıda olarak ayarlansın da ben gideyim..


İş güç malum..


Babaiii..;)

Friday, June 01, 2007

ben ve ben bir zamanlar....




Ellerini uzat da kiraz toplayalım
Ses seda çıkarmadan bahçe tarafında
Huysuz ihtiyarın ruhundan önce varalım
O bile duymasın


Ellerini uzat da kiraz toplayalım
Beş yaşın olgun meyvesi


Merdiven de dayamayalım
Herşey doğal olsun
Omzumuzda taşımıyorken küfelerimizi
Ellerimizde sırçalar tutmuyorken özenle
Aklımız en olması gereken yerdeyken
Kırılacak dallara basalım
Düştükçe yeniden kalkalım
Dizlerimizde yer kalmasın birazcık bile
Kabuk tutsun yaralarımız


Sen yeterki elini uzat, biz kiraz toplayalım
En canlı kırmızısından seçelim
En tepedekilerden
Sen eteğine dökülenlerden de nasiplen
Ben üç beş tane de ağzıma atayım
Kulaklarımızda ışısın güneşle rengi
Kahkahalar atalım
Birbirimizi susturmaya çalışarak


İhtiyar farketmesin diye
Dal aralarına dalalım
Yere dökülenlerin de hepsini alalım
Kaçarcasına uzaklaşalım sonra
Ve hatta kaçalım


Koşarken döktüklerimiz için geri dönelim
Kafamızı yerden kaldırdığımızda
Burun buruna kalalım bir bastonla
Topumuzu da kesmişti zaten...:(

Yine kaçalım birlikte,
İstersen hep kaçalım ama sen hep benimle ol
Hiç bırakma beni
Hep aynı kalalım
Hep beraber ve
Hep çocuk...


Kopar bir çingil, takıver kulağına
Tanırım seni böylece
Nerde olsan tanırım
Benimsin
Bensin
Özledim...
İmkansızsın ama geri gel
Hadi bir daha ellerini uzat da kiraz toplayalım...