Friday, January 20, 2006


Kaderde senden ayrı düşmek de varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim
Seni tanımadan,hele, seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum.
Al başını kaç bu şehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara..
Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git.
Oysa ki, senden kaçılmazmış..
Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış
Bilmiyordum...
Yine de dayanmaya çalışıyorum işte
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgar güzel bir koku getirmişse
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum.
Bir başka zamanda seni yaşamak
Herşeyden önce sen
Elbette sen, mutlaka sen
İster uzaklarda ol, ister yanıbaşımda ol.
Sen ol yeter ki, bu zaman içinde..
Ben olmasam da olur.
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır, bitmiyorsun...
Çaresizliğim gün gibi aşikar.
Su olup çeşmelerden akan güzelliğin
İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran..
Sen, güneş kadar sıcak, tabiat kadar gerçek,
Sen, bahçelerde çiçekler açtıran,
Sen, o tek sevgi içimde...
Sen, görebildiğim o tek aydınlık.
Bir nefes de benim için al, havasızlıktan öldürme beni..
Bulutlara, yıldızlara benim için de bak.
Susadım diyorsam, bir yudum su içmelisin.
Ben yorulduysam, sen uyumalısın.
Ellerim sevilmek istiyor, saçlarım okşanmak istiyor
Dudaklarım öpülmek istiyor
Anlamalısın...
Ağaçların yeşili kalmadı, gökyüzünün mavisi yok.
Bu dağlar, o dağlar değil...
Rüzgarında kekik kokusu yok
Kim bu çaresiz adam,
Bu kan çanağı gözler kimin?
Kaç gecedir uykusu yok.
Gündüzü yok, gecesi yok, yok...
Yok...
Anladım...
Sensiz yaşanmaz bu dünyada
İmkanı yok...


ÜMİT YAŞAR


...Bize gereken gerçektir, hayalden, büyüden, rüyadan arınmış gerçek. İçinize işleyen bakışlara kanmayın, hiçbir bakış masun değildir; buna çocuklarınki de dahil. Tatlı sözlere inanmayın; yalansız söz olmaz. Şarkılara, şiirlere, romanlara, oyunlara, filmlere kulak asmayın; onlar olanları değil, olması gerekenleri söylerler. Çiçeklerin narin güzelliği, gün batımının lezzetli kederi, gökyüzünde usulca kayan ak bulutlar, denizlerin menevişli kıpırtısı, toprağı yemyeşil bir buğu gibi kaplayan ağaçların sevinç veren görüntüsü yüreğinizi yumuşatmasın, onlar volkan, deprem, fırtına, sel gibi büyük felaketleri gizlemek için yaratılmıştır...

(AHMET ÜMİT-KUKLA)

Friday, January 13, 2006

Gözden yaş gelmeden ağızdan kırıcı bir tepki çıkmadan anlaşılmıyo mu birini üzdüğün..Neden hep bunlar olduktan sonra farkediyosun ki yaptığın hatayı..Yalnızca uyardığımda, yettiğini artık belli ettiğimde , durman gereken yeri, ki bunu artık bilecek yaşta olduğunu düşünüyorum, söylediğimde neden kesmiyosun da son haddine kadar bekliyosun....Davranışlarımda mı bi yanlışlık var acaba, çok mu ipleri gevşettim en başta..Olabileceğin "en şımarık" sınırlarını zorluyosun ve artık yüzsüzlüğün gidebileceği yere kadar gitmiş diye düşündürecek kadar yalaka tavırlar içindesin...Niye ki...Kırıldıktan sonra yaptığın yalakalıklarla mı özür dileyeceksin..Bu şekilde mi affedicem seni..Ne yazık sana, kaç kez yaptığın halde aynı şeyleri, kaç kere yaşadığın halde almamış hiç kafan..Ne yazık sana ki bunları burdan yazıyorum, sana söylediğimde anlayabileceğine, birşeyleri kabul edebileceğine ve en nihayetinde düzelebileceğine; bunlar olmasa bile birazcık da olsa davranışlarını kontrol edeceğine dair bir inancım kalmamış..Ne kadar yazık değil mi.... Ulan Allah kahretsin ki hatanın nerde olduğunu da bulamıyorum ki...Bir an önce senden uzaklaşabildiğim kadar uzaklaşmak tek dileğim..Bir oda uzaklığında dahi olsa senden ayrı kendime ait birşeylerim olması yetecek belki de..Tabi şimdilik rahatlamam için.. "Beni ne kadar zan altında bıraktığını bilmiyosun" demek isterdim ama biliyosun, herşeyi biliyosun ve bunları bile bile kendine çeki düzen vermeyi hiç düşünmüyosun...Birşeyleri de doğru düzgün yapayım, bu insanlar bana emek veriyo ve benden haklı bir karşılık bekliyorlar demiyosun.. Bekledikleri karşılığın kendilerine hiçbir katkısının olmadığını ama sırf bir randıman alabilmek, seni iyi bir şekilde görebilmek için yaptıklarını herşeyi....Bunların hepsini biliyosun... Burdan yazmak değil bütün olay aslında, bunları sana söylemek gibi bir yükümlülüğüm olduğunu da sanmıyorum; çünkü benim tarafımdan olmasa da sana kimbilir kaç kez söylendi bunlar... Anlamak istemeyen anlamıyo işte..Ne dersem diyeyim... Senin için yapılanları haketmediğini düşünüyorum bazen..Keşke böyle düşündürmesen beni..
Şu anda neden sana bişeyler yazıyorum ki mesela burdan..Bunu bile haketmediğini düşünüyorum örneğin. Bir anda bu kadar zayıflatabiliyosun bazı duyguları.Sana ne demeliyim bilemiyorum.Bu kadar şeyden sonra seninle çocuklar gibi küs kalamayacağımı da biliyorum..Keşke yapabilsem..Ve hatta keşke çocuk olabilsem..

Thursday, January 05, 2006

Nasıl yapıyosunuz bunu..Nasıl beceriyosunuz bu kadar mutlu olmayı memnun olmayı ya da öyle görünmeyi..Ya anlayamıyorum hakkaten yaa..Bir yandan herkesin kendine göre bir derdi var derken nasıl oluyo da bunları göz ardı edip bu sözde oyunu oynayabiliyosunuz..Bilmeden mi yapıyosunuz yoksa bilerek isteyerek bu oyunu oynayabilme yetisine mi sahipsiniz...Peki niye bu kadar anlayışsızsınız...Hiçbiriniz anlamıyosunuz beni.Söylediğimde bu mu derdin ya diyosunuz..Neden peki?...Neye göre değer biçiyosunuz ki ..Size göre değersiz olan bişeyin bana ne anlamlar ifade ettiğini nerden biliyosunuz..Neler hissedebileceğimi neden hiç hesaba katmıyosunuz..Neden herkesten sizin gibi OLABİLMElERİNİ bekliyosunuz..OLAMAYANLARA neden manyak muamelesi yapıyosunuz ya neden!!!..Hiç aklınıza biraz olsun bu taraftan bakmak gelmiyo di mi..Biraz olsun anlamaya çalışmak...Ya bu kız neden böyle diyor, onun için ne kadar önemli olabilir ki böyle bişey demek...Ya en azından yorum bari yapmamak ...Hiç gelmiyo di mi....Uğraşmayın zaten anlamaya ya ne olur boşverin...Ama en azından manyakmışım izlenimi vermeyin bana olur mu..Rahat bırakın beni ya kendi mutluluğunuzda yaşayın...Anlayamazsınız çünkü ne yapsanız anlayamıyorsunuz..O yüzden bırakın ne siz yorulun ne de benim canımı daha da fazla sıkın...Yeterince bazı şeylerle içiçeyim zaten..Üstelik nasıl böyle bir insan oldum ben farkında bile değilim.Neleri hedef edindim de böyle oldum...Böyle olurken nasıl farkedemedim..Her zaman "illa bi suç ve suçlu mu olması gerek" felsefesindeyken , ben ne yaptım da suçlu arar oldum ...Suçlu kim şimdi...Nasıl bu hale gelebilir bir insan..Ben miyim benden bişeyler bekleyenler mi suçlu..Yanlış zamanda mı doğdum ben yaa...Ne yaptım Allah ım...
Offf sadece rahat bırakın olur mu...Anlamaya çalışmayın beni..LÜTFEN...