Tuesday, October 31, 2006

şaşırdım kaldım işte...



Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla
Bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla
Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla
Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla
Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla
Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla
Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla.

Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle
Öldür bendeki beni sonra dirilt kendinle
Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle
Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle
Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle
Ama her defasında geri döndüm seninle
Hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle
Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle.

Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin?
Bazen kızkardeşimsiz, bazen öpöz annemsin
Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin
Eksilmeyen çilemsin
Orada ufuk çizgim, burada yanım yöremsin
Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin
Çaresizim çaremsin.

Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin?


Yavuz Bülent BAKİLER

Wednesday, October 11, 2006

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
"Seni seviyorum" sözcüğü dilimin ucunu ısırırken, her buluşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek...


Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek, birlikte ağlamak, gülmek... Ve yanımdayken seni çılgınca özlemek.

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Kalabalık ortamlarda seni diğer dostlarınla paylaşmak... Telefonda konuştuğun, yolda hatrını sorduğun insanları çocukça kıskanmak... Yaşadığın eski aşkları dinlemek.

Seninle birlikte olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle yollarda yürümek yanyana... Elimdeki şemsiyeye inat, yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kırçiçeği seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek. Koza'da çay simit... Moza'da menemen ve bira çerez... Belki de vişne votka..

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyo musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara, aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında, dinlediğim şarkıların, türkülerin, şiirlerin her mısrasında seni bulmak...

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyo musun?
Seni kaybetme korkusuyla, hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı, umut deniziznin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek... Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalınayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki!..
Olsaydın avuçlarım terlemezdi...
Isırmazdım dilimin ucunu...
Özlemezdim seni yanımdayken...
Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten...
Islanmazdım yağmurlarda...
Yıldızlara, aya dert yanmaz, böyle her şarkıda sarhoş olmazdım. Korkmazdım seni kaybetmekten, ayaklarım kan revan, atlardım sandaldan denize...
Ve her kulçata haykırırdım seni sevdiğimi.

Sen hiç benimle olmadın ki...
Ya aklın başka yerlerdeydi, ya yüreğin!..

Wednesday, October 04, 2006

başka bir yerden...

Bilinmedik bir yere düşer yolun bazen.. Bazen zorunluluk iter seni, bazen de sen düşürürsün yolunu bilerek ve isteyerek... Her seçenekte de seversin yerini çoğu zaman.. Sonra tırnaklarından hırs çıkarırcasına bir düşünce alır götürür uzaklara.. Eski dostlar hatırlanır, yenilerin hayata girişi bir kez daha kutlanır yanlarında olmayışını düşünmemeye çalışarak.. İyi ki ler bir taraftan çekiştirirken ipin öbür ucunda yine keşke ler vardır.. Onlar çekişe dursunlar, yapılabilecek alternatifler sunulmaya başlanır tek tek.. Artılar eksiler hesaplanır ve o bilinmedik yere bir bakış daha fırlatılır.. Birden çok tanıdık gelmeye başlar göze. Acaba daha önce de buralarda bulunmuş muydum diye geçer zihinden bu kez.. Bu esnada evin sıcaklığı hissedilir..Akabinde başının çaresine bakma denen o gurur selam verir.. Dostça bir selamdır, sevecendir ve içtenlikle karşılık verilir.. Kısaca bir selamlaşmadan sonra zihin tarama süreci birdenbire kendi kendini durdurmaya başlar.. Verimsizlik baş gösterir.. Uyku mudur sebep derken uykunu açarcasına bir dost kafasını uzatır kapıdan içeri.. Ses kulağa ninniden başka bir şekilde akseder. Artık uyku problemi yoktur dediğin sırada kapı tekrar kapanır..:(.. Alternatifler de tabi tekrar görünürler verimsizliğin kalktığı o kısacık arada.. Kafanı kaldırıp da kütüphaneyle gözgöze geldiğinde ise artık birşey aramaya hacet kalmamıştır.. Karar verilmiştir artık... Kısa bir an farkına varılan bir diğer şey olur çalan müzik.. O kadar güzel ve dinlendirici gelir ki kapamaya kıyamazsın.. Yumuşakça "hayallerinde vardı, böylesi bir sevdaydı, öyleyse şimdi gönlü niye böyle karışıyor..." diyor ve bir duraksama oluyor.. Gözler kapanıyor ve susuyor şarkıcı... Evet artık zamanıdır diyorsun ve tekrar kütüphaneye çevriliyor gözlerin.. Evet kesinlikle şimdi zamanıdır....................