Monday, August 28, 2006

yalnız şarkı- yalnız şehir- yalnız insan

Canım sıkıldı.. Yapacak birşey bulamadım yine.. Ve açtım blog u kusura bakmayın.. Buraya birşeyler yazmaya başaldım başlayalı şarkı sözleri daha bir ilgimi cezbetmeye başladı. Zaten dikkat ederdim, bir de dahası eklendi, düşünün artık.. E tabi şiirler keza öyle, ve de en önemlisi günlüğümü rafa kaldırdım.. Ne kadar güzel, ne kadar kötü bilmiyorum ama olan oldu, bir şekilde bulaştık artık.. Can sıkıntısını bir isim verdiği günlüğüyle paylaşan küçük kızlar gibi birşey oldum ki beni tanıyorsanız benim için ne kadar iğrenç bir durum olduğunu bilirsiniz.. Ben olayı bu boyuta indirgemeden yaşamaya çalışıyorum kısacası... Canım sıkıldıkça buraya damlamam dışında tabi..;)

Neyse annem yok buralarda, bir süredir göremiyorum ve acayip özledim.. Rahat batan yapım gereği mutlu anlarımın zehir olması yolunda kendime böyle bir sebep buldum, düşünüp düşünüp.... Düşünüyorum işte.. Var olmak adına deyip geçiştirmek lazım. Yakında geliyorlar zaten de asıl önemli olan şu rahattan rahatsız olma durumu.. Neyse fazla düşünmemek ve fazla var olmamak lazım.. Bazen olmamak en iyisi.. Abstract san eğer sana dokunamazlar değil mi.. En güzeli bu sanırım..

Geçenlerde günün şanslı şarkısını seçtim buraya yazılmak üzere ve bakın ne çıktı...


"Aşk hüzün gece uzun
Ne yana dönsem yüzün
Bir yanımda sevda ateşi
Bir yanımda küllerin
Karşı kıyıda uyusa güneş
Gönlüme gece yağar
Sen hiç dinlemedin ki beni
Sözlerim öksüz kalır

Niceleri buna sevda dedi
Aşk dedi düş dedi
Kimileri de böyle aşk olmaz unut dedi
Bu yüreğim çarpıyor seninle senin için
Bir tek o seni benden de çok seviyor

Niceleri buna sevda dedi
Hayal dedi geç dedi
Kimileri de böyle aşk olmaz unut dedi
Bu yüreğim çarpıyor seninle senin için
Bir tek o seni benden de çok seviyor..."

Bana da dediler.. Kimileri düş dedi, kimileri aşk dedi.. Ben tanımlayamadım.. Bittiği an da zaten o andı.. Bu da böyle geçerr giderr.. Hoşça bakınız zatınıza..


Saturday, August 12, 2006

selam...

Selam herkese...
Kafam bulanmaz, dağılmaz, dalmaz, gitmez, vs vs diye düşünüp de slow birşeyler çalmaya başlamıştım ama ne çare yine olan oluyor.. Bu yüzden ilk önce sanırım bu müziği kapatmalıyım tekrar açmak üzere.. Detaylardan hoşlanmayan kişiler olduğunuzu düşünmek istemiyorum, istemediğim şeyleri de yapmamaya çalışıyorum.. Dolayısıyla, anladığınız gibi tüm bu detayları da es geçmeden gidiyorum sayfa üzerinde..:)..

Bazı şeyleri özlüyor olmak en güzel tatları bile algılama zorluğu yaşatıyor insana. Yutulamayıp boğazda, düğümlenmek anlamı çerçevesinde, geçmeyip takılanlar var.. Boğan bir durum yani.. Çekmeyen bilemez cinsinden hani. Bir de tabi böyle bir durumdayken kendini tek hissetme olayı mevzu bahis oluyor ister istemez. Zira burası bir fil mezarlığını andırıyor..:( Durum vehametli (!) anlayacağınız... Vehametini anlar mısınız asıl ondan şüpheliyim..


"Nasıl gidiyor?" denir ya hani bilinmeden gitmediği... Ve gitmiyo demek yerine nezaketen "eh işte", "fena değil", "iyi sayılır", "idare ediyoruz", vs vs... ve hatta bazen "iyi gidiyo (!)" bile deriz.. Öyle birşey ki; sanki takvimler durmuş ben arkasından itiyormuşum gibi geliyor... O kadar yawaş seyrediyorum ve o kadar da yoruluyorum işte...


(Bu arada fona yeniden bir şarkı koyayım ben en iyisi.).. Way be "more than the word can say" diyor.. Bilemiyorum anlatabildim mi uyumu... İçime kadar işlesin ki çıkmasın acısı di mi.. :)... İtirazım var ama, reva mı bu anlamıyorum ki...


Özlemek falan deyince okul geliyo benim aklıma ilk olarak.. Kusura bakmayın ama absürdüm bu konuda biraz.. Hatta manyak olduğumu düşünenler var ve hatta daha ileri gidenler de var..:). Duymazdan gelmek lazım tabe;).. Sayın Sarıca bu yazıyı kendi yazısına karşılık düşünmesin lütfen..:).. Birden konu onun son değindiği birkaç birşeye geldi gibi de söylemek zorunda hissettim kendimi.. Sonuçta dertler bir yerde kesişiyor.. Neyse böyle düşünürken bir sahne canlandı gözümün önünde.. Sonra da girdim arkadaşın sitesine okudum birşeyler.. Saolsun yazmıştı zamanında bizim için de hem de beni çok şaşırtarak.. Şahsen beklemiyordum o zaman da...(bkz: tıkla).. Bunu da böylece geçirdikten sonra diyebilirim ki yazmanın sonu yok arkadaşlar yazın işte.. Toplumsal mesaja gerek yok sanırım..


Zaten Fenerbahçe yendi yine.. Avrupa bir halt yapamıyolar ya bi şekilde avunmak lazım..Yani güzel bir gün işte yaa.. Ötesi yok... Gereği yok... Hımmm şimdi değil.. Hayır yazmıcam daha.. Hade hoşça bakınız zatınıza.. Kaçtım... Öpüldünüz (Siz! Siz! Evet siz..Hepiniz değil..Hadi iyisiniz..;))... Görüşmek dileğiyle...

Monday, August 07, 2006

feriğim...

Sevgilim
Yeşil eriğim benim
Ben içine hapsolmuş çekirdeğinim senin
Hapiste günler ağır geçer diyordun
Olsun be ben vazgeçtim zürriyetimden
Yeter ki yetim bir çocuk gibi bırakma beni
Zira sensiz bu can bir yüktür yüreğime
Kaldır öpülesi alnını ve bak bana
Gördün mü gülüm bir tek gözlerim değişmedi gene
Bir tek gözlerim
Açılır açılır gözleri gülümün
İçlerinde yeşil çam ağaçları
Uyanışların en tazeleri
Odamızdan geçer gülüm seninle
Feriğim fidanım feryadım
Hey benim zizil parmak
Memleket gözlüm
Geceleri hep peşinden koşar
Göğsüme takıp yönümü bulduğum
Kalp verdin onur verdin
Yetmez mi deli fişeğim
Feriğim fidanım feryadım
Hey benim zizil parmak
Memleket gözlüm
Benim en büyük kudretim
Senin sahiden şehrimde olduğunu bilmek
Hatta şu an ıslak şehrimde geceliğinle balkondasın
Ben de dokunmaya çalışıyorum ince parmaklı ellerine
Kaldır öpülesi alnını ve bak bana
Yoroz değil kararan
Yüzümde ışığından ayrılmanın kederi
Biraz da işte geldik gidiyoruzun hüznü var
Ama gördün mü gülüm
Bir tek gözlerim değişmedi...
Yine
Bir tek gözlerim...

Sunday, August 06, 2006

bir veda havası...

Vakit tamam seni terk ediyorum
Bütün alışkanlıklardan öteye
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Doymadım inan kanmadım sevgine
Korkulu geceleri sayar gibi
Birdenbire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi
Aşk sabittir gül ise hiç dermedik
Bul kendini kuytularda hadi dal
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal
Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklık
İncinen bir hayatın yarasıdır
Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında
Ölümse korktum savaşsa hep kaçtım
Vur kendini korkularda hadi al
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal