son cümle: kendi ipini çeken eller, yüreğinin intihar eylemcisi....
Sessiz sedasız ölürler onlar.
İçleri kopar içlerinden de içlerinden atamazlar içlerini... Susayışları bir kendilerinin gidişine, bir de diğer yarılarının. Dudakları çatlar, yanar tutuşur, susarlar...
Sevmeyi onlar bilirler en çok, Leyla lar. Mecnunlar çıkar susmalarından, bağıra bağıra. Sıra sıra ilan sahibinden, yalnızca bir elin parmağı kadar Leyla alır/satar aşkını. Sevda ona kırılır, o sevdaya kıyamaz. Dil, yerinde sayıklar da, sandık bir türlü açılmaz. Kırılgan zamanların, sert tırnaklı ellerinde narin birkaç bedenden ibaret. Dokunsan ağlayacak durumların zeval olmayan elçileri.. Ne dediğinden habersiz, durmak bilmeyen şeritlerin yolcusu onlar. Bir elin parmakları kadar azlar, lal gibi suskun ve bir kaldırım taşı körkütük...
Unutmayı onlar bilir en çok. Kendinden bizar... Bir atımlık kalbin son vuruşunda alırlar soluğu. Mecnun haykırır ama onlar susar. Geniş bir kalabalığın az nüfuslu kesimi, Leyla lar... Teker teker parlar, yine öyle kayarlar...
Yaprak kıpırdatmayan fırtınalar kopar şehrin ücra bir köşesinde ve bir Leyla ağlar kahkahalarla. Yüzünde maske; elinde kalem yok, mikrofon yok.. Ses çıkaran topuklulardan değil ayaklarındaki, sessiz sedasız geçiyorlar gözler önünden, yalınayak... Görmesini bilmeyen gözler cellat, Leyla darağacında... Görmedikçe bir tekme daha bacağı kırık sandalyeye, anlamadıkça bir daha.
Bir sevip bin ölenlerden onlar...


No comments:
Post a Comment