anladım herşey sensin...
Vazgeçmek istiyorum çok zaman.. Elineteğin dünyadan nasıl çekildiğini gözlerimle görmek, yüreğimde hissetmek istiyorum. Yapamıyorum... Kocaman kocaman cümleler yok artık içimde. Süslü püslü olan hiçbirşeye ihtiyaç kalmadı. Kısacık bir zamanmış lütfedilen, buraya kadarmış. Tek bir renk var, gece karası... Çok fazla batıyor artık herşey, gözler çok sık doluyor, boşalıyor. Kışlar daha soğuk geliyor. Yollarda eller bağlanmadan yürümek imkansız ama hep yollarda yürümek geliyor içten. Yürümek, yürümek, yürümek, yürümek................................
Başbaşa kalmamak için kendimden bir kaçış var. Anlatmak öyle güzel olurdu ki ama süsten uzak ve açık... Ne kadar açık olabilir ki.. Olamadığı müddetçe daha da kötü. Üstelik olsa ne olacak onu da bilmiyorum. Kötü şeylere dair bir sezgi sadece.. Aslında kötü ne olabilir ki bir taraftan da... Yalnızca iyi birşey olmayacağı inancı galiba.. Neden böyledir bilinmez, anlık gelen deli cesaretleri vardır yalnızca.. O sözkonusu "an" lar artar zamanla.. İkiye çıkar, üçe çıkar, dakikalara bürünür sonra. En sonunda yine elinde kalan sıfırla bakışırsın..
Kışlar daha soğuk geliyor sonra... Yakınından saklarsın hıçkırıklarını, kendine yollarsın. Sonra da kaçarsın kendinden, İÇİNDE PATLAR!!!... Tezatlarına mı ağlarsın, yanlışlarına mı, birazcık geriye sarsam dediklerine mi?..
Dünyanın sonu değil ya diye düşünmekten alıkoyar seni birşeyler, böyle olacakmış dünyamın sonu dersin.. Bir de düşünürsün bu kadar mı büyükmüş diye. Anlamlandıramazsın ya da anlamlandıramamışım dersin. Bu kadar da çok şeymiş işte.
Öfff tamam yeter bu kadar...:(

No comments:
Post a Comment