Saturday, December 08, 2007

adı yok bunun...





Kapıya dümen kırdığı ilk anda kulaklarıma çöktü ınısı. Daha önce tanık olmadığım bir kıvrım vardı dudaklarında. Bir şeyler mırıldanıyordu ayrılık tadında. Yüz burkucu, dil yakıcı, el çektiren bir mayhoşluk.


İlk adımını atışın, ilk kez bisiklete binişin, ilk "seviyorum" deyişin gibi ürkek... Bir o kadar da yabancı hem sana, hem bana. Sırtını dönüşün gibi yabancı. Hiç olmadığı kadar sensiz, bensiz, bizsiz. Halbuki hiç "siz" koymamıştık tatlı niyetine en sona. "Siz" hep "biz" den uzaktı. Sensiz olmayacaktı mesela benim hikayemin sonu ya da bizsiz olmayacaktı yaşanan hiçbir ayrıntı. Her güzelliği biz yaşatacaktık. Güller solmayacaktı kök salmışken vazolarda senin elinden gelecek bir damlaya hasret ya da saçlarım durulmayacaktı esintisinden uzak nefesinin...


Ve sen olacaktın hep kalbimi çalan. Kapının sesine uyanacaktım ve her defasında seni görecektim karşımda. Hep gelen olacaktın.. Gitmelerin bile yeniden kavuşabilmemiz için... Sırtını dönüşün yıkılmaz olanı hissettirebilmek için...


Nereden takıldı dilime bu melodi. Gidişin, fesat bir ayrılık şarkısnı dilime dolamak için olamaz. Bahrın gelişini yeni kutluyoruz. Çiçekler henüz verdi ilk tomurcuklarını, daha söylenecek çok şarkı var. Henüz perdeler açılıyor en güzel sahnelerimizde, ilk repliklerdeyiz..


Oyun bitmez, perde kapanmaz yönetmen istemedikçe....

No comments: