Wednesday, March 15, 2006

zifiriden almış demini




Kararsızlığın dibine vurdum.Bir dost eli bile uzanmaz mıymış böyle durumlarda..Ya da uzanan eller bile yetişmez miymiş çaresizliğin menziline..


Sınırda silahlar çekilirmiş, geçenler vurulur muymuş...Gelene git mi denirmiş bu memlekette..

Kuyunun dibine çökmüş katran siyahı bir çare insanın eline yüzüne mi bulaşırmış buralarda..

Ağlayan gözlere mendil teklif edenler, ne kadar ağlayanı düşünürmüş, ne kadar kendini...Herşeyden bir çıkar beklenir miymiş...

Neden gün doğmazmış ki burada, en dibine vurduğum için mi kararsızlığın...Burası herşeyin en sonu muymuş acaba, ya da daha kötüsü de olabilir miymiş...

Darladığı zaman vakit, kim ters çevirecekmiş kum saatini..

Buralarda insanlar kendilerinden başlarını çevirip etraflarına bakarlar mıymış.. Gördüklerine de inanırlar mıymış, zahiriden çıkıp geldiklerine..Siluetten ibaret olsa daha mı gerçekçi olacaklarmış, karşılarında dimdik durunca ürkütücü mü gelirmiş burada yaratılan bedenler..

İnancın sıfırın altında olduğu, iç ürperten bir soğuk mu işlermiş burada ciğerlere..Çürümüş ciğerlere dolar mıymış imitasyonu oksijenin..Yoksa oksijen diye bir aldatmaca mı varmış...

Neden nefes aldıklarını bilirler miymiş bu insanlar..Yoksa refleksten öteye geçmeyen bir olgu muymuş..İstem dışı yaşayıp, istem dışı mı ölürler miş yada istem dışı sevip, yine öyle mi ayrılırlarmış...

Ne söylerlermiş pamuk ipliğine bağlı aşklarına..Giderken söylemeye değecek bir söz bulurlar mıymış, yoksa bu da mı irade ötesi boyutta yaşanırmış...Gerek duyarlar mıymış zahmet etmeye, ağızdan çıkacak hoş bi kelama susamış gönlüne bir damla hoş sada bırakmak için sevinin...

Kararsızlığın dibine vurdum..Yok burda gücü yeten en zifirilere..Ne ben koştum da yoruldum, ne de birileri peşime düşüp de halden sual etti...Ben adımlarken düştüm... Tökezledim, neler varmış önümde görmedim..Daha yürümesinden habersiz koşacakmışım, bilemedim.. Ne birileri bağırdı arkamdan, ne ben dönüp baktım.. Rehberim olmadı en bilindik dedikleri yolda..Ya bildiklerini sandılar ya da ser verdiler yalnızca..

Bıçak açmayan ağızlar gördüm, mühür tutmayan mahremler...Tersine giden film şeritleri vardı, hariçtekilere inat...

Kararsızlığın dibine vurdum..Nasıl vurmayaydım...Dedikleriyle yaptıkları henüz tanışmamıştı buradakilerin... Birbirinden habersiz seyrediyorlardı en ıssız yollarda..Issızlıkta dahi seslerini duymuyorlardı ufacık da olsa..

Bıçak açmayan ağızlar vardı bu memlekette..Tersine işleyen bir düzen, mühür tutmayan mahremiyetler, inadına yaşamak vardı burada...

Bir de ben vardım ama tek ben bilirdim bunu, dibine vurmuştum ya birşeylerin... Ne sesimi duyan vardı bu memlekette ne de gücü yeten zifirilere....

1 comment:

yetkinsarica said...

Nasıl bir kırılmışlığın,nasıl bir acının açığa vurumu bu bilmiyorum;ama hiçbir zaman anlaşılamamanın esiri olma.Her daim bir şeyler anlatılabilecek,bir şeyler paylaşılabilcek birileri vardır unutma!Just Believe!