Saturday, February 18, 2006

80Lİ YILLARDA YAŞAMAK DEMEK.....


Uzunca bir yazı olmasına karşın hiç sıkılmadan okuyabildiğim ve her okuyuşumda ayrı veya aynı sebeplerden tebessüm etmemi sağlayan bir yazı.. Yine maillerimden bir tanesiydi ve yine yalnızca bir paylaşım..Eminim içinde sizden de birşeyler bulacaksınız:)..



1980 li yıllarda hayatının ilk tecrübelerini yaşamış, ilkokula gitmiş, Kenan Evren'i, Erdal İnönü'yü, Özal'ı tanımış olmak, Ajda Pekkan'ın alo, Michael Jackson'ın pepsi reklamlarını hatırlayacak kadar şanslı olmak demek.Big in Japan, the final countdown, eye of the tiger demek.İcraatin içinden demek, semra koy bi kaset de neşemizi bulalım demek.Köprü demek, ödediğiniz her kuruş verginin yol, su elektrik olarak size geri dönmesi demek.


voltran voltran voltran demek, depozito toplamak adına kola şişesi biriktirmek demek,Adile Naşit ten masal dinlemek demek.Debbie Gibson, Tiffany, Jason Danovan, Sandra, modern talking...vb. dinliyor olmak....Comanchero nun ve life is life ın sözlerini ezberlemeye çalışmak demek.Michael Jackson, Madonna, Samantha Fox demek..

Korhan Abay, Cenk Koray, Metin Milli, Ersen ve dadaşlar demek.Clementine, He-man, She-ra, transformers demek.

okula siyah önlükle gitmek demek.Kayahan, Nilüfer, Sezen Aksu, Barış Manço ile büyümek demek.

ihtilal çocuğu demek, köle izaura demek, ziyaretçiler demek!!!! acidçi misin metalci mi demek...

moruk demek.
herıld yani demek.
hey corc versene borç demek,
olmaz maykıl bende de yok cevabını işitmek demek,
geriye dönüp baktıkça iç geçirmek demek...

yüzyıl içindeki en iyi en kıyak kuşak, hem eski hem yeni olmak demek.Biraz gözü açık bir 80 li yüzyıllık nesil kültürünü bir porsiyonda almış demektir.

edi mörfiiiiiiii huuuuuuuuu şörli makleeyynnnnnn yeeeeeee diye bağırıp en az bir technotronic kasedine sahip olmak demek.

mahalle çeşmelerinden su içmek, bayramları iple çekmek, cumhurbaşkanı denince Kenan Evren i hatırlamak demek.

koltukaltında topla okul bahçesine yalnız giderken "nasılsa oynayacak birileri vardır" diyebilmek demek, eti kemik geçiyor demek, evden çıkmayan bilgisayar bebeleri haline gelmeden çocukluğunu yaşayabilmiş son dönemin bir üyesi olmak

ne sorusuna zonk cevabını vermekten zevk duymak, büyüteç ile kağıt yakmak; siyah kağıtların beyaza oranla daha kolay yandığını keşfetmek, 9 voltluk pile dilinle dokunup o ekşi anı yaşamak, televizyon konserlerini teybe çekerken odaya giren anneyi hemen susturmak, 23 Nisan çocuk şenliğinde gelen yabancı çocuklara 5 dakikada aşık olmak demek

son dersin son beş dakikasında parkaları giyinip zilin çalmasını beklemek, hurraaa kapıya doluşmak, dışarıya pestil olarak çıkmak demek..Sinek ilacı arabalarının arkasında bıraktığı bulutta deli gibi dolaşmak demek..Kutu kolayı açtıktan sonra kapağını çekip çıkarıp atmak demek..

tipe bak demek..

fon müziği laura brannigan dan self control olan günler.Bakkala gitmenin, sokakta oynamanın, harçlık toplamanın geçerli sayıldığı, havuç un olmadığı yıllar demek...herşeye rağmen temiz ve el değmemiş bir hayat demek...sonrasında biz büyüdük ve kirlendi dünya demek..!!

pazar akşamları mecburen yıkanmak ve erken yatmak demek..

sesi kısıp açmak için televizyonun dibine kadar gidip üstündeki düğmelere basmak zorunda olmak demek.

şehirlerarası yolculuklara çıkarken otobüsün 302s olması için dua etmek, bilet alırken arka kapının önü ve tekerlek üstü olmasın demek..

resimli futbolcu kartları demek, süper babaanne demek, fantayla kolayı karıştırmak demek, mahalle kavramı demek..

çavuşevski ve karısının kurşuna dizilişini tv den seyretmek demek, o görüntülerin yıllar sonra bile kafadan hala çıkmamış olması demek..

anket ve hatıra defterlerinin olması, bunlara seviyorum ama kimi diye başlayan maniler yazmak, önünde tek arkasında iki çizgi olan külotlu çorapların havada sallanarak giydirilmesi, içinde biri sabunlu iki ıslak bez olan müslili beslenme çantası, dantel yaka, yenen kokulu silgi, leblebi tozu çekerken atlatılan ölüm tehlikeleri, hulahop, ayak bileğine takılarak çevrilen top, seksek oynamak, bayramda mahalleye dağılıp şeker toplamak, müsaitseniz annemler size gelecek demek, trt nin yayın akışının bitmesiyle çalan İstiklal Marşı nı ayağa kalkıp hazırolda bangır bangır söylemek ve marşın bitiminden sonra çıkan tiz biiiiiiip sesine rağmen televizyonu kapatmamak demek.

zerrin özer demek.nasıl da geçmişti bütün bir yaz demek.bu şarkıya kafanda klip çekmek demek...

annelerin çernobil yüzünden çay içirmemesi, gofret yedirmemesi demek..challengerın olduğu günkü haberleri hatırlamak demek.pkk saldırılarında hergün mutlaka birilerinin öldüğünü duymak ama anlamamak demek.veronica castro yu güzel zannetmek demek..Kenan Evren i Atatürk zannetmek demek..

yazlık diskolarda içeri alınmamak demek..bunun için ağlamak ve içerde - her nedense - you are in the army now - şarkısında sarmaş dolaş dans eden abi ve ablalara bakıp özenmek demek..

gorbaçov un kafasındaki kırmızılığın ne olduğunu merak etmek, anneye "zeki müren e teyze mi diyim amca mı" diye sormak, Kenan Evren in cumhurbaşkanlığı görevinden ayrılırken çankaya köşkü basamaklarından ağır ağır inip sekreteriyle vedalaşmasını hatırlamak, hayat bilgisi kitabında Kenan Evren in resminin olması, heryere modern cami inşa etme furyasına anlam verememek, batman ve şırnak ın henüz il olmadığı günleri hatırlamak, özal ın çenesinin enteresan yapısına anlam veremeyip "acaba benim çenemde ilerde böyle olur mu" kaygısıyla aynaya bakmak demek..

breyk breyk arkadaş arıyorum demek
eve lazım olur diye fazlaca pul almak demek
ho ho ho hoover demek
zeki müren in size alo diyoruuum demesi demek

ilkokulda halley, petrol ve komançero şarkılarını uydurma sözlerle söyleyerek dans eden tolgahan özentisi dans grupları kurmak, okul sonrasında ise hergün eve koşturarak gidip; bu toprağın sesi programında kımıl zararlısı ile mücadele yöntemleri, orman köylüsünün sorunları ve yüksek randımanlı durum buğdayı türleri ile ilgili verilen faydalı bilgilerin ardından kamber ağa ile uyanık skeçlerini büyük bir ilgiyle izlemek demek..küçük yaşta bilinçli bir çiftçi kadar ziraat bilgisine sahip olmak demek..sinemalarda the lord of the rings, harry potter vs izlemek yerine jules verne romanları okumakla geçirilen bir çocukluk demek...

aldım çantamı kolumaaaaa
çıktım dallas yoluna
ben babi yi beklerken
ceyar girdi koluma
şarkısını dansıyla birlikte bilmek demek..

kimler geliyor kimler?
sana ne, sana ne?
ama bunu söylemenize gerek yok ki,
ben yapınca alışverişi zaten alıyorum satış fişi
replikleri barındıran al-ayşegül atik reklamıve
bakkal amca! bir pergel, bir kalem, bir de çikolata alacağım.
eroooolll,eroooolllll
(mahalledeki çocuklardan biri) buraya gelin dedim size buraya!
fişini de al oğlum daki meşhur erol

hadi hep birlikte, hep birlikte
biz biz olalım
yemeklerden önceee
lavaboya koşalım
haftada bir kere tırnakları keselim
fırçalayıp onları tertemiz olalım
diye şarkılar ezberleyen bir nesil olmak

"icraatin içinden" izleyip Özal ın kalemine bakıp hipnotize olmaya çalışmak
videocudan amerikan ninja, kartal, kan sporu, evil dead gibi filmleri kiralamak demek
analogdan dijitale geçiş devrini yaşamış bir birey olduğunu anlamak ve ikisinden de farklı zevkler aldığının farkına varmak demek

çok güzel bir ülkenin son yıllarını hayal meyal hatırlamak, sonra da çivisinin çıkışını görerek büyümek demek..

hava durumlarının eksi değil de "sıfırın altında bilmem kaç" diye sunulduğunu bilmek demek

apartmanın çatısına 5 metrelik anten takıp üstüne de tencere kapağı bağlayan bir abinin sizi tv önüne oturtması ve çatıdan oldu mu diye bağırıp anteni ayarlamaya çalışması..yunanistan kanallarını görüntülemek adına.....oldu oldu diye kafayı camdan çıkarıp bağırmak ve kimsenin buna şaşırmaması demek. siyah beyaz ve karlı bir görüntü de olsa....üstelik yunanca tek kelime anlamasanız dahi gündüz vakti çizgi film izlemek için az debelenmemeiş olmak demek..

muhtemelen hayatımız boyunca yaşadığımız en güzel on yıl demek...!!!

trt bir de oluşan sorunlar sonucu yayına bir süre ara verildiğinde ekrana getirilen donuk ağaç, dağ bayır resmine 10 dakika hareketsiz bakabilmek demek...


TÜRKİYE' DE YAŞAMIŞ SON MUTLU KUŞAK OLDUĞUNU HÜZÜNLE HİSSETMEK DEMEK .........................................................................................................................................................................

No comments: